İNSAN ATATÜRK

Atatürk'ün "kahraman" olduğunu hep söylediler bize. Düşmanları nasıl yendiğini, ulusunu karanlıktan aydınlığa nasıl çıkardığını, yurdu nasıl kurtardığını, zaferden zafere nasıl koştuğunu, yurtsever biri olduğunu ve ulusu için neler yaptığını, her başarıyı kendisine değil de ulusuna mal ettiğini, dünyaya hükmeden kararlı bir devlet adamı olduğunu anlattılar. Her söyleyen, her söylediğinde gerçekten de haklıydı. O, bizim için hep ulaşılmaz, hep ayrıcalıklı biriydi.

Atatürk'ü bir "kahraman" olarak değil de bir "insan" olarak düşündünüz mü hiç? Oysa o, saydığımız tüm üstün niteliklerinin yanında bir "insandı". O da bizim gibi banyo yapan, yemek yiyen, pijama giyen, ağlayan, üzülen, gülen, seven birisiydi. Herkes gibi onun yaşamında da hırslar, heyecanlar, öfkeler, iniş ve çıkışlar vardı.

O, KİŞİSEL HİÇBİR ÇIKAR DÜŞÜNMEDEN TÜM YAŞAMINI, VARINI YOĞUNU, BİR ÜLKE İÇİN FEDA ETMİŞTİR.

“İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal. İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”
(Mustafa Kemal ATATÜRK, 1933)

BİZ DE TEVFİK FİKRET OKULLARI OLARAK BU “MUSTAFA KEMAL” İ YAŞATMAYA ÇALIŞIYORUZ:

Atatürk ilke ve devrimlerini ve bu çizgide bir demokrasi ve barış anlayışını benimsemiş misyonumuzdan hareketle biz aslında her şeyi onun tuttuğu ışıkta yapıyoruz.

BİLİMİ IŞIK OLARAK GÖRÜYORUZ.

SANATA ÖNEM VERİYORUZ.

"Büyük olmak için hiç kimseye dalkavukluk etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes sana karşı çıkacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır fakat sen buna dayanıklı olacaksın, önüne, sonu gelmeyen engeller çıkacaktır. Kendini büyük değil; küçük, zayıf, kimsesiz ve araçsız kabul edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanmış olarak bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana "BÜYÜKSÜN" derlerse bunu söyleyenlere güleceksin! (Mustafa Kemal ATATÜRK NUTUK’ TAN)